- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 60,897
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bir Beşiktaş kadar bile olamadık maalesef. Beşiktaş’ın, Mülayim görünen, sevimli başkanı kadar olamadık. Hani şu meşhur “kadife içinde sarılı demir yumruk” olamadık maalesef. Peki, Beşiktaş ne yaptı? Galatasaray derbisi öncesinde maça Türk hakem Yasin Kol atandı. Hafta boyu hakem üzerinden algı yaptılar. Sürekli “yerli hakeme güvenmiyoruz” ve “derbide yabancı hakem istiyoruz” dediler. Bunu o kadar güzel işlediler ve dile getirdiler ki kamuoyu bunu satın aldı. Bu algı yönetimi gerçekten çok büyük etki yarattı. Bravo Beşiktaş’a, başkanına da camiasına da koca bir alkış. Evet, burada kendi camiam adına üzülüyorum. Çünkü ben önce Fenerbahçeliyim. Camiamı sorguluyorum. Şahsen sosyal medya hesaplarımdan ve gruplardan elimden geleni yaptım. Ancak bu iş en başta başkanın ve yönetimin yapacağı iş. Kamuoyunu etkileme ve algı yönetimi bir sanattır. Sadece yönetimin mi işi? Hayır! Camianın topyekûn yapması gereken bir iş ama en başta başkanımız ve yönetim buna öncülük etmeli. Bu algıyı bir türlü oluşturamadık. Halbuki en çok canı yanan camia biziz ve en çok bizim sesimizin çıkması gerekirdi. Sarı-kırmızı bayrağa, Cihan Aydın’ı kabullendik. MHK’nin bu kararına şartsız, sorgusuz teslim olduk. Sanki 85 milyonluk ülkede bu hakemden daha iyi bir yerli hakem yokmuş gibi! Maç, tıpkı ilk yarıda Kadıköy’de oynanan karşılaşma gibi, Galatasaray’ın dominasyonu ile başladı. Oyunu kendi sahamızda kabul ettik ve Galatasaray’a topu rahatça kullanma imkânı verdik. Nitekim bir geldiler, iki geldiler ve üçüncüde golü buldular. Bir anda 2-0 öne geçiverdiler. Dünyaca ünlü, bilmem kaç kupalı Sayın Mourinho, bugüne kadar sana hep destek verdik. Ancak böyle bir oyun sistemi olamaz. Kendi sahanda, bir kupanın çok ötesinde, psikolojik açıdan da büyük önem taşıyan bu maçta rakibine nasıl teslim olursun? Asıl senin baştan itibaren ön alan baskısıyla başlaman lazımdı. Rakip, maça derbi kaybederek çıkmıştı ve moralsizdi. Üçlü defansı bozdun. Mert Müldür son maçta iyi oynamıştı ama sen Mert’i kenara alıyor, yerine kaç maçtır forma giymeyen, formsuz ve sakatlıktan yeni çıkan Çağlar’ı oynatıyorsun. Kurguyu bozuyorsun, bu olmaz! Sabit bir sistemimiz, oyun düzenimiz bir türlü kurulamadı maalesef. Adamlar kiralık bir Osimhen’den maksimum verim alıyor. Osimhen takımın %50’sinden fazlası gibi bir etkiye sahip. Biz ise İrfan Can’ı yedek kulübesinde oturtuyoruz ve verim alamıyoruz. Skor üreten Tadić, Džeko, Saint-Maximin, İsmail yedek kulübesindeler. Fenerbahçe’nin ikinci 11’i bile bu ligde şampiyonluğa oynar. Bu sezon kadro derinliğimiz üst seviyede. Teknik direktörün hiçbir mazereti ya da bahanesi olamaz. Ancak özellikle derbilerde böyle mahkûm bir oyun düzeni de asla kabul edilemez. Gelelim hakeme… Evet, Fenerbahçe lehine verilmesi gereken üç penaltı pozisyonu var. Bana göre ikisi net penaltı. Ancak ne hakem verdi ne de VAR çağırdı. Hakem zaten vermez, belli. Peki, yabancı VAR neden bunları görmüyor? Görmüyor mu, yoksa orada da mı çok pasif kalıyoruz? Herhalde oraya da müdahale ediliyor… Galatasaray, özellikle ilk yarıda sezonun en iyi futbolunu oynadı. Fenerbahçe ise sezonun en kötü futbolunu. Oysa sezon genelinde bu tam tersiydi. İlk yarının 1-2 bitmesi bizim için bir şanstı. İkinci yarıda uyandık ama geç uyandık. Pozisyonlara girdik, golleri harcadık. Dediğim gibi, penaltı pozisyonlarından biri verilse oyunun hikâyesi çok başka yazılabilirdi. Bir de Lemina… Maçın başında üst üste dört kez sert faul yaptı ancak ancak dördüncüde uyarı alabildi. Hakem iki sarı kartı es geçti. Bunu zaten bekliyorduk. Cihan Aydın’dan başkası beklenmezdi zaten! Eğer orada birine sarı kart gösterseydi, sonraki müdahaleleri yapamayacaktı ve Fenerbahçe’nin oyununu kesemeyecekti. Bu durum Galatasaray’ı cesaretlendirdi. Yani Galatasaraylı Cihan Aydın, tuttuğu takıma cesaret verdi ve görevini çok iyi şekilde yaptı. Algı yönetiminde eksiğiz, sahada eksiğiz, hakem yönetiminde eksiğiz. Bu mağlubiyet, göstere göstere hepsinin toplamı şeklinde geldi. Psikolojik bir maçı kaybettik. Ligde şansımız devam ediyor mu? Evet. Önümüzdeki hafta Trabzon’u yenersek puan farkı azalıyor. Ancak bundan sonra bizim puan kaybetmeyeceğimizin garantisi var mı? Hayır. Bir de Galatasaray’ın son haftalara girerken bugüne kadar şampiyonluk vermediği gerçeği var. Görülmüş şey değil. Olayın bir de siyaset boyutu var ki onu konuşmak bile istemiyorum. Bu siyasetten her zaman en büyük zararı yiyen biziz. En çok kazanan ise maalesef Galatasaray. Çok akıllı oynuyorlar. Her durumda hükümetten, siyasetten yana oluyorlar. En azından mesafeyi açmıyor, koruyorlar. Oradan da maalesef istediklerini alıyorlar. Biz? Zaten orada da yokuz. Siyasete, hükümete yakın mı olalım diyoruz? Hayır, asla. Ama siyasi dengeyi kuramıyoruz. Mesafeyi açıyor ve negatif ortamı aleyhimize çekiyoruz. Camiamıza geçmiş olsun. Maç öncesinde takımın tüm alacakları ödenmişti. Moraller üst düzeydi. Önünüzde böyle bir fırsat maçı var. Futbolcuların elinden geleni yapması lazım. Ancak maalesef futbolcular da Mourinho gibi sınıfta kaldı.